Eşiniz konuşurken sürekli telefonuna bakıyorsa, anlattıklarınızın önemsenmediğini veya sizinle gerçekten ilgilenilmediğini düşünebilirsiniz. Özellikle önemli bir konuyu paylaşırken göz temasının kesilmesi, mesajlara cevap verilmesi ya da sosyal medya akışının takip edilmesi zamanla kırgınlığa dönüşebilir.
- 1. Eşiniz konuşurken sürekli telefonuna bakıyorsa önce durumu anlamaya çalışın
- 2. Telefon ekranı neden bu kadar kırıcı olabilir
- 3. Konuyu telefon kullanıldığı anda açmak tartışmayı büyütebilir
- 4. Her zaman ve hiçbir zaman gibi ifadelerden kaçının
- 5. Telefonu değil yaşadığınız duyguyu anlatın
- 6. Belirsiz beklentiler yerine açık bir değişiklik isteyin
- 7. Acil veya önemli bir mesaj varsa bunu açıkça söylemek
- 8. Telefon kontrolü yapmak güven sorununu büyütebilir
- 9. Sessiz kalıp eşinizi cezalandırmak çözüm sağlamayabilir
- 10. Telefonu elinden almak veya saklamak doğru bir yöntem değildir
- 11. Eşiniz rahatsızlığınızı küçümsüyorsa
- 12. Kendi telefon alışkanlığınızı da değerlendirin
- 13. Yemek masasını telefonsuz bir alan hâline getirmek
- 14. Yatmadan önce telefon kullanımı yakınlığı azaltabilir
- 15. Birlikte geçirilen zamanın sadece aynı odada bulunmak olmadığını hatırlayın
- 16. Telefon kullanımı tartışmadan kaçmak için kullanılıyorsa
- 17. Önemli konuşmalar için uygun zamanı birlikte belirleyin
- 18. Telefon kuralları ceza veya denetim aracına dönüşmemeli
- 19. Değişiklik hemen gerçekleşmeyebilir
- 20. Eşler arası iletişim yalnızca telefon sorunundan ibaret olmayabilir
- 21. Ne zaman profesyonel destek düşünülebilir
- 22. Telefonu bırakmak kadar birbirine yönelmek de önemlidir
Telefon kullanımı günlük hayatın doğal bir parçasıdır. İş mesajları, aile grupları, haberler ve sosyal medya bildirimleri günün farklı saatlerinde dikkati bölebilir. Ancak eşlerden biri konuşmaya çalışırken diğerinin sürekli ekrana yönelmesi, aynı ortamda bulunulmasına rağmen arada görünmez bir mesafe oluşmasına neden olabilir.
Bu durumun çözümü telefonu tamamen yasaklamak veya eşin davranışını kontrol etmeye çalışmak değildir. Asıl ihtiyaç, konuşma sırasında ne hissettiğinizi açıkça ifade etmek ve iki tarafın da kabul edebileceği bir iletişim düzeni oluşturmaktır.
İlgi görmek istemek aşırı bir beklenti değildir. Bununla birlikte rahatsızlığı suçlama, aşağılama veya telefon kontrolü üzerinden ifade etmek yeni sorunlar oluşturabilir.
Evlilik ve aile yaşamına dair diğer içeriklere Aile Rehberi üzerinden ulaşabilirsiniz.
Eşiniz konuşurken sürekli telefonuna bakıyorsa önce durumu anlamaya çalışın
Konuşma sırasında telefona bakılması her zaman ilgisizlik anlamına gelmeyebilir. Eşiniz işten önemli bir mesaj bekliyor, ailesiyle ilgili acil bir konuyu takip ediyor veya farkında olmadan yerleşmiş bir alışkanlığı sürdürüyor olabilir.
Bazı insanlar telefonlarını ellerine ne kadar sık aldıklarını fark etmeyebilir. Bildirim sesi geldiğinde düşünmeden ekrana bakabilir, bir mesajı cevapladıktan sonra başka uygulamalara geçebilir ve konuşmadan ne kadar uzaklaştığını anlamayabilir.
Bu ihtimalleri düşünmek, rahatsızlığınızı görmezden gelmeniz gerektiği anlamına gelmez. Yalnızca konuşmaya “Beni önemsemiyorsun” gibi kesin bir yargıyla başlamadan önce davranışın nedenini anlamaya çalışmanıza yardımcı olabilir.
Şu soruyu sakin bir zamanda sorabilirsiniz:
“Konuşurken telefona sık sık baktığını fark ediyorum. Önemli bir şey mi bekliyorsun, yoksa bu artık bir alışkanlığa mı dönüştü?”
Bu soru suçlama yerine merak içerir. Eşinize davranışını açıklama ve fark etme fırsatı verir.
Telefon ekranı neden bu kadar kırıcı olabilir
İnsan konuşurken karşısındaki kişinin yalnızca sesini duymasını değil, kendisine yönelmesini de bekler. Göz teması, yüz ifadesi ve verilen küçük tepkiler dinlendiğimizi hissettiren önemli işaretlerdir.
Eşiniz sürekli telefona baktığında söylediklerinizi duysa bile kendinizi gerçekten dinlenmiş hissetmeyebilirsiniz. Özellikle gün içinde yaşadığınız bir sorunu, önemli bir kararı veya sizi duygusal olarak etkileyen bir olayı anlatıyorsanız bu durum daha kırıcı olabilir.
Telefon kullanımı sırasında şu düşünceler ortaya çıkabilir:
- Anlattıklarım yeterince önemli değil.
- Telefondaki kişiler veya içerikler benden daha fazla ilgi görüyor.
- Konuşmak için yanlış bir zaman seçtim.
- Eşim benimle aynı ortamda ama zihni başka bir yerde.
Bu düşünceler her zaman eşinizin gerçek niyetini yansıtmayabilir. Ancak sizde oluşturduğu duygu gerçektir ve konuşulmaya değerdir.
Sorunu yalnızca telefonun kendisi olarak görmek yerine, telefon kullanımının sizde oluşturduğu etkiyi anlatmak daha yapıcı olabilir.
Konuyu telefon kullanıldığı anda açmak tartışmayı büyütebilir
Eşiniz telefonuna bakarken öfkeli biçimde “Yine mi telefon?” demek anlaşılır bir tepki olabilir. Ancak bu tür bir başlangıç karşı tarafın hemen savunmaya geçmesine yol açabilir.
Eşiniz telefonunu bıraksa bile konuşma artık dikkatsizlikten çok suçlama ve savunma etrafında ilerleyebilir.
Konuyu, ikinizin de daha sakin olduğu ve başka bir işle ilgilenmediği bir zamanda açmak daha uygun olabilir. Örneğin akşam yemeğinden sonra veya birlikte kısa bir yürüyüş yaparken konuşabilirsiniz.
Başlangıç cümlesi şöyle olabilir:
“Seninle konuşmak istediğim bir konu var. Konuşurken telefonla ilgilendiğinde kendimi dinlenmemiş hissediyorum. Bunu birlikte nasıl düzenleyebileceğimizi konuşabilir miyiz?”
Burada eşinizin kişiliğini değil, belirli bir davranışı ve sizde oluşturduğu duyguyu anlatmış olursunuz.
Her zaman ve hiçbir zaman gibi ifadelerden kaçının
Rahatsızlık uzun süredir devam ettiğinde “Sen zaten beni hiçbir zaman dinlemiyorsun” veya “Her zaman telefonunla ilgileniyorsun” gibi cümleler kurulabilir.
Bu ifadeler çoğunlukla konuşmayı asıl konudan uzaklaştırır. Eşiniz sizi dinlediği bir zamanı hatırlatarak kendisini savunabilir ve tartışma davranışın etkisi yerine kullanılan kelimelerin doğruluğuna dönüşebilir.
Daha somut bir örnek vermek anlaşılmayı kolaylaştırabilir:
“Dün iş yerinde yaşadığım konuyu anlatırken birkaç kez telefona baktığında konuşmayı sürdürmek istemedim.”
“Akşam yemeğinde ikimiz de telefonla ilgilendiğimiz için uzun zamandır gerçek bir sohbet edemediğimizi düşünüyorum.”
“Önemli bir şey anlatırken göz teması kurmamız benim için değerli.”
Somut örnekler, eşinizin hangi davranıştan söz ettiğinizi daha iyi anlamasını sağlar.
Telefonu değil yaşadığınız duyguyu anlatın
“Telefonunu bırak” demek yalnızca davranışı durdurmaya odaklanır. Eşiniz telefonu bıraksa bile bunun sizin için neden önemli olduğunu anlamayabilir.
Rahatsızlığınızı anlatırken şu yapıyı kullanabilirsiniz:
Yaşanan davranış + sizde oluşturduğu duygu + ihtiyaç duyduğunuz değişiklik
Örneğin:
“Konuşurken mesajlara cevap verdiğinde kendimi geri planda hissediyorum. Önemli konuları konuştuğumuzda telefonları bir süre kenara bırakmamızı istiyorum.”
Bu ifade, “Sen ilgisiz bir insansın” demeden ihtiyacınızı açıkça anlatır.
Benzer şekilde eşiniz de telefon kullanmasının nedenini açıklayabilir. İşle ilgili mesajları kaçırmaktan endişe ediyor, ailesinden haber bekliyor veya kısa bir dinlenme anına ihtiyaç duyuyor olabilir.
İki tarafın ihtiyacını dinlemek, yalnızca bir kişinin haklı olduğu bir konuşma yerine ortak çözüm oluşturmayı kolaylaştırır.
Belirsiz beklentiler yerine açık bir değişiklik isteyin
“Benimle daha çok ilgilen” veya “Telefonu biraz azalt” gibi talepler farklı şekillerde yorumlanabilir. Eşiniz davranışında küçük bir değişiklik yaptığını düşünürken siz hiçbir şeyin değişmediğini hissedebilirsiniz.
Daha açık ve uygulanabilir bir beklenti belirlemek yararlı olabilir:
“Akşam yemeği sırasında telefonları başka bir yerde bırakalım.”
“Önemli bir konu konuşacaksak önce telefonları sessize alalım.”
“İş mesajı bekliyorsan bunu konuşmaya başlamadan önce bana söyle.”
“Akşam on beş dakika yalnızca birbirimizin gününü konuşalım.”
Küçük ve uygulanabilir bir değişiklik, “Bundan sonra telefon kullanma” gibi gerçekçi olmayan bir beklentiden daha sürdürülebilir olabilir.
Acil veya önemli bir mesaj varsa bunu açıkça söylemek
Telefon kullanımının tamamen kesilemeyeceği zamanlar olabilir. Eşiniz işten önemli bir haber bekliyor veya ailesiyle ilgili bir konuyu takip ediyor olabilir.
Böyle bir durumda kısa bir açıklama iletişimin yanlış anlaşılmasını önleyebilir:
“Seni dinliyorum ama işten önemli bir mesaj bekliyorum. Gelirse kısa süre bakmam gerekecek.”
Mesaj geldikten sonra da konuşmaya geri dönülebilir:
“Beklediğim mesaja cevap verdim. Anlattığın konuya devam edebiliriz.”
Bu küçük açıklama, telefona bakmanın anlattıklarınızı önemsiz gördüğü anlamına gelmediğini gösterir.
Telefonla ilgilenmesi gereken tarafın konuşmayı yarıda bırakıp geri dönmemesi ise diğer eşte yeniden kırgınlık oluşturabilir. Bu nedenle kısa kesintiden sonra konuşmaya devam etmek önemlidir.
Telefon kontrolü yapmak güven sorununu büyütebilir
Eşinizin telefonuyla sık ilgilenmesi zaman zaman şüphe oluşturabilir. Kiminle konuştuğunu, neye baktığını veya neden ekranı kapattığını merak edebilirsiniz.
Ancak rahatsızlığın çözümünü eşin telefonunu izinsiz incelemekte, mesajlarını okumakta veya şifresini öğrenmeye çalışmakta aramak güven ilişkisine zarar verebilir.
Telefon kullanımı sizi güvensiz hissettiriyorsa bunu doğrudan konuşmak daha sağlıklıdır:
“Telefonla çok ilgilendiğinde aramızda bir şey saklanıyormuş gibi hissetmeye başladım. Bu düşüncenin büyümesini istemiyorum ve seninle açıkça konuşmak istiyorum.”
Bu cümle bir suçlama değildir. Yaşadığınız güvensizliği ve açıklık ihtiyacınızı ifade eder.
Bir davranıştan rahatsız olmak, karşı tarafın özel alanını izinsiz ihlal etme hakkı vermez.

Telefonları kısa süreliğine bir kenara bırakmak, eşlerin birbirini daha dikkatli dinlemesine yardımcı olabilir.
Sessiz kalıp eşinizi cezalandırmak çözüm sağlamayabilir
Dinlenmediğinizi hissettiğinizde konuşmayı tamamen kesebilir, eşinizle ilgilenmeyebilir veya onun da aynı rahatsızlığı yaşaması için telefonunuza yönelebilirsiniz.
Bu tepki kısa süreli olarak anlaşılır gelebilir. Ancak eşiniz neden uzaklaştığınızı anlamazsa sorun telefon kullanımından karşılıklı ilgisizliğe dönüşebilir.
“Madem beni dinlemiyor, ben de onu dinlemem” yaklaşımı ilişkinin iletişim alanını daraltır.
Bunun yerine konuşmayı durdurma nedeninizi açıklayabilirsiniz:
“Şu anda telefona odaklandığını görüyorum. Hazır olduğunda bu konuşmaya devam etmek istiyorum.”
Bu ifade hem sınır koyar hem de konuşmayı tamamen terk etmez.
Telefonu elinden almak veya saklamak doğru bir yöntem değildir
Eşinizin telefon kullanımına çok öfkelendiğinizde cihazı elinden almak, kapatmak veya saklamak isteyebilirsiniz. Ancak yetişkin bir kişinin kişisel eşyasına bu şekilde müdahale etmek yeni bir güç mücadelesi oluşturabilir.
İlişkide sağlıklı sınır, karşı tarafın davranışını zorla yönetmek değil, sizin neye ihtiyaç duyduğunuzu ve hangi koşullarda konuşmayı sürdürebileceğinizi açıklamaktır.
Şöyle söyleyebilirsiniz:
“Telefonla ilgilenirken bu önemli konuşmayı sürdüremiyorum. İkimiz de hazır olduğumuzda tekrar konuşalım.”
Bu yaklaşımda eşinizin telefonunu kontrol etmezsiniz. Ancak dikkatin bölündüğü bir konuşmanın içinde kalmayı kabul etmediğinizi belirtirsiniz.
Eşiniz rahatsızlığınızı küçümsüyorsa
Konuyu açtığınızda eşiniz “Abartıyorsun”, “Seni duyuyorum zaten” veya “Herkes telefon kullanıyor” diyebilir.
Bu cevaplar yaşadığınız duygunun anlaşılmadığını hissettirebilir. Tartışmaya girmek yerine konunun sizin için neden önemli olduğunu tekrar ifade edebilirsiniz:
“Beni duyduğunu biliyorum ancak konuşurken bana bakılmadığında kendimi dinlenmiş hissetmiyorum. Benim için mesele telefonu tamamen bırakman değil, önemli konuşmalarda birbirimize dikkat vermemiz.”
Rahatsızlığınızın küçümsenmesi devam ediyorsa belirli bir isteği yeniden dile getirebilirsiniz:
“Her akşam yalnızca on beş dakika telefonları bırakmayı deneyelim. Sonra ikimiz için nasıl olduğunu konuşabiliriz.”
Bir uygulamayı kısa süre denemek, büyük ve belirsiz değişikliklerden daha kolay kabul edilebilir.
Kendi telefon alışkanlığınızı da değerlendirin
Eşinizin telefon kullanımından rahatsız olurken sizin de benzer bir alışkanlığınız olabilir. Eşiniz konuşurken mesajlara cevap veriyor, birlikte izlediğiniz bir şey sırasında sosyal medyaya bakıyor veya yatakta telefon kullanıyor olabilirsiniz.
Kendi davranışınızı değerlendirmek, rahatsızlığınızdan vazgeçmeniz gerektiği anlamına gelmez. Ortak kuralın iki taraf için de geçerli olmasını sağlar.
Şöyle bir başlangıç yapılabilir:
“Ben de bazen sen konuşurken telefona baktığımı fark ettim. İkimizin de bu alışkanlığı azaltması iyi olabilir.”
Bu yaklaşım eşinizi tek sorunlu kişi olarak göstermeden ortak bir düzen oluşturmayı kolaylaştırır.
İlişkide istenen davranışı önce kendimiz göstermeye çalışmak, konuşmanın inandırıcılığını artırabilir.
Yemek masasını telefonsuz bir alan hâline getirmek
Akşam yemeği, aile bireylerinin aynı anda bir araya gelebildiği sınırlı zamanlardan biri olabilir. Ancak herkes kendi ekranıyla ilgilendiğinde bu zaman kolayca sessiz bir alışkanlığa dönüşebilir.
Telefonların yemek masasına getirilmemesi konusunda ortak bir karar alınabilir. Cihazlar sessize alınabilir veya yakın bir yerde ekranları aşağı dönük biçimde bırakılabilir.
İş veya aile nedeniyle acil çağrı bekleyen kişi bunu önceden açıklayabilir. Böylece istisna ile genel alışkanlık birbirinden ayrılır.
Masada ne konuşulacağı bilinmediğinde küçük sorular kullanılabilir:
“Bugün seni en çok ne mutlu etti?”
“Günün en yorucu kısmı neydi?”
“Bu hafta birlikte yapmak istediğin bir şey var mı?”
Bu sorular konuşmayı sorguya dönüştürmeden günlük paylaşıma alan açabilir.
Yatmadan önce telefon kullanımı yakınlığı azaltabilir
Çiftler gün içinde yoğun olabilir ve yalnızca yatmadan önce baş başa kalabilir. Ancak bu zamanın tamamı telefon ekranında geçtiğinde eşler aynı yatakta bulunmasına rağmen birbirinden uzak hissedebilir.
Uyku öncesinde kısa bir telefonsuz zaman belirlenebilir. Telefonları odanın başka bir bölümünde şarj etmek veya belirli bir saatten sonra bildirimleri sessize almak denenebilir.
Her gece uzun bir sohbet yapmak gerekmez. Günün nasıl geçtiğini sormak, ertesi günün planını paylaşmak veya kısa bir yakınlık anı oluşturmak yeterli olabilir.
Bu uygulama bir tarafın zorlamasıyla değil, iki kişinin de kabul ettiği ortak bir karar olarak oluşturulmalıdır.
Birlikte geçirilen zamanın sadece aynı odada bulunmak olmadığını hatırlayın
Çiftler akşam boyunca aynı salonda oturabilir ancak biri telefonuyla, diğeri televizyonla ilgileniyorsa gerçek bir paylaşım oluşmayabilir.
Kaliteli zamanın saatler sürmesi gerekmez. Kısa bir yürüyüş, balkonda içilen kahve, birlikte hazırlanan yemek veya günün sonunda yapılan on dakikalık sohbet ilişkiye alan açabilir.
Önemli olan o sırada dikkatin mümkün olduğunca paylaşılan ana verilmesidir.
Yan yana bulunmak ile birbirine yönelmek aynı şey değildir.
Birlikte zaman geçirmeye dair farklı önerileri ailece kaliteli zaman yazımızda bulabilirsiniz.
Telefon kullanımı tartışmadan kaçmak için kullanılıyorsa
Bazı kişiler zor bir konuşma başladığında telefonuna yönelebilir. Ekrana bakmak, tartışmanın oluşturduğu gerginlikten kısa süre uzaklaşmanın bir yolu olabilir.
Eşiniz özellikle anlaşmazlık sırasında telefona bakıyorsa bunun konuşmadan kaçınma biçimi olup olmadığını düşünebilirsiniz.
Doğrudan “Benden kaçıyorsun” demek yerine şöyle sorabilirsiniz:
“Bu konu seni zorluyor mu? Biraz ara vermeye ihtiyacın varsa söyleyebilirsin ama konuşmayı tamamen bırakmak istemiyorum.”
Ara verilecekse konuşmaya ne zaman dönüleceği belirlenmelidir:
“Yarım saat sakinleşelim ve bu akşam tekrar konuşalım.”
Belirli bir süre sonra konuşmaya geri dönmek, molanın kaçınmaya dönüşmesini önler.
Önemli konuşmalar için uygun zamanı birlikte belirleyin
Eşiniz eve gelir gelmez, işle ilgili mesajlarını kontrol ederken veya başka bir işi bitirmeye çalışırken önemli bir konuyu açmak istediğinizde dikkati bölünebilir.
Bu, anlattıklarınızın önemsiz olduğu anlamına gelmeyebilir. Zamanlama konuşmanın kalitesini etkiliyor olabilir.
Konuşmaya başlamadan önce uygun olup olmadığını sorabilirsiniz:
“Seninle önemli bir şey konuşmak istiyorum. Şu anda uygun musun, yoksa yarım saat sonra mı konuşalım?”
Eşiniz uygun olmadığını söylüyorsa belirli bir zaman önermesi önemlidir. Sürekli “Sonra konuşuruz” denmesi konunun ertelenmesine yol açabilir.
Kararlaştırılan zamanda iki taraf da telefonunu bırakıp konuşmaya yönelmelidir.
Telefon kuralları ceza veya denetim aracına dönüşmemeli
Telefon kullanımını düzenlemek için katı denetimler koymak, şifre istemek veya eşinizin ne kadar süre hangi uygulamada bulunduğunu takip etmek ilişkiyi kontrol alanına dönüştürebilir.
Ortak kararlar karşılıklı olmalıdır. Bir kişi diğerine kural koyarken kendisini bu kuralların dışında tutmamalıdır.
Sağlıklı bir anlaşma şu özellikleri taşıyabilir:
- İki tarafın da ihtiyacını dikkate alır.
- Belirli zaman veya durumlarla sınırlıdır.
- Uygulanabilir ve gerçekçidir.
- İhlal edildiğinde aşağılama veya ceza içermez.
- Gerektiğinde birlikte yeniden değerlendirilir.
Amaç telefonu ilişkiye rakip olarak görmek değil, kullanımının ortak zamana zarar vermesini azaltmaktır.
Değişiklik hemen gerçekleşmeyebilir
Telefonu sık kontrol etmek uzun süredir devam eden otomatik bir alışkanlık olabilir. Eşiniz konuşmadan sonra davranışını değiştirmek istese bile zaman zaman eski alışkanlığına dönebilir.
Her hatada “Hiçbir şey değişmedi” demek yerine küçük ilerlemeleri fark etmek yararlı olabilir:
“Bu akşam yemeğinde telefonları bırakmamız bana iyi geldi.”
“Konuşurken telefonunu sessize alman kendimi daha rahat ifade etmemi sağladı.”
Olumlu değişikliği belirtmek, yalnızca hata olduğunda konuşmaktan daha dengeli bir iletişim oluşturabilir.
Bununla birlikte sürekli söz verilmesine rağmen hiçbir çaba gösterilmiyorsa rahatsızlığınızın hâlâ devam ettiğini açıkça söylemeniz gerekir.
Eşler arası iletişim yalnızca telefon sorunundan ibaret olmayabilir
Telefon kullanımı bazen daha geniş bir iletişim sorununun görünür parçasıdır. Eşler uzun süredir birbirine zaman ayırmıyor, konuşmalar yalnızca ev işleri etrafında dönüyor veya biriken kırgınlıklar nedeniyle sohbet etmekten kaçınıyor olabilir.
Bu durumda yalnızca telefonsuz saat belirlemek yeterli olmayabilir. Eşlerin aralarındaki mesafenin ne zaman başladığını ve hangi ihtiyaçların karşılanmadığını konuşması gerekebilir.
“Telefonunu bırak” talebinin altında şu ihtiyaçlardan biri bulunabilir:
- Dinlenmek ve anlaşılmak
- Birlikte daha fazla zaman geçirmek
- Yakınlığın yeniden kurulması
- Günlük emeğin fark edilmesi
- Önemli kararların birlikte alınması
Bu ihtiyaçları açıkça ifade etmek, tartışmayı yalnızca cihaz üzerinden yürütmekten daha anlamlı olabilir.
Benzer sorunlarla ilgili ayrıntılı önerilere evlilikte iletişim sorunları yazımızdan ulaşabilirsiniz.
Ne zaman profesyonel destek düşünülebilir
Telefon kullanımı hakkında yapılan her konuşma yoğun tartışmaya dönüşüyor, eşlerden biri sürekli küçümseniyor veya taraflar birbirini dinleyemiyorsa uygun bir çift ya da aile danışmanından destek almak değerlendirilebilir.
Profesyonel destek yalnızca ilişkinin sona yaklaştığı durumlarda düşünülmez. Bazen tekrarlanan bir iletişim sorununu daha güvenli ve dengeli biçimde konuşabilmek için dışarıdan bir çerçeve yararlı olabilir.
Telefon kullanımıyla birlikte tehdit, baskı, aşağılama, zorlayıcı kontrol veya şiddet bulunuyorsa mesele yalnızca iletişim alışkanlığı olarak değerlendirilmemelidir. Kişisel güvenlik önceliklendirilerek uygun uzmanlardan ve resmî kurumlardan destek alınmalıdır.
Telefonu bırakmak kadar birbirine yönelmek de önemlidir
Eşiniz konuşurken sürekli telefonuna bakıyorsa, yaşadığınız rahatsızlığı biriktirmek yerine sakin ve somut bir dille anlatabilirsiniz.
“Beni hiç dinlemiyorsun” demek yerine hangi anda ne yaşadığınızı, bunun sizde nasıl bir duygu oluşturduğunu ve hangi değişikliğe ihtiyaç duyduğunuzu açıklamak daha yapıcı olabilir.
Telefonların yemek sırasında bırakılması, önemli konuşmalarda sessize alınması veya her gün kısa bir telefonsuz zaman oluşturulması uygulanabilir başlangıçlardır.
Buradaki amaç eşinizin telefonunu kontrol etmek değil, ilişkinizde ihtiyaç duyduğunuz dikkati ve paylaşımı yeniden görünür hâle getirmektir.
Bazen ilişkiyi güçlendiren ilk adım, telefonu masaya bırakıp karşımızdaki kişinin söyleyeceklerine gerçekten yönelmektir.
Aile içinde dinleme ve kendini ifade etme konusunda daha fazla bilgiye aile içi iletişim yazımızdan ulaşabilirsiniz.
Evlilik ve ilişkilere dair diğer içeriklere Evlilik ve İlişkiler kategorisinden ulaşabilirsiniz.
Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişiye özel psikolojik danışmanlığın veya profesyonel çift danışmanlığının yerine geçmez. Tehdit, baskı, zorlayıcı kontrol, şiddet ya da güvenlik riski bulunan durumlarda uygun resmî kurumlardan ve yetkili uzmanlardan destek alınmalıdır.